%@ Language=VBScript %>
|
1-Kuran’ı Tanımak “Şüphe yok ki Kur’an, insanları en doğru bir yola sevk eder ve iyi işlerde bulunan inanmış kimselere, gerçektende büyük bir mükafata nail olacaklarını müjdeler.” (İsra-9) “Ve Biz Kur’an’dan inananlara şifa ve rahmet olan ayetleri indirmedeyiz ve bunlar zalimlerin ancak ziyanlarını artırır.”(İsra- 82) “Bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik elbette görürdün ki dağ, Allah korkusundan eğilip çatlamış, paramparça olmuş ve işte inananlara bu örnekleri, düşünsünler diye getirmedeyiz.” (Haşr-21) 2-Kur’an’ı Okumak “Artık Kur’an’dan kolay geleni okuyun.” (Muzzammil-20) “Kur’an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde gereriz.” (İsra-45) “Anlamamaları için gönüllerine perde gerer, kulaklarına ağırlık veririz ve sen, Kur’an’da Rabbini bir olarak andın mı yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.” (İsra - 46) Bu mukaddes ayetlerden anlaşılan şudur ki, Kur’an öğrenmek, okumak ve dinlemek için gayret etmek gereklidir. Bunu arzulamayan insan Kur’an okumak ve dinlemekten lezzet alamaz. 3-Kur’an Dinlemek “Kur’an okununca dinleyin ve susun da rahmete erin.” (A’ raf-204) 4-Kur’an’a Amel Etmek “Bu kitabıysa kutlu olarak indirdik, artık O’ na uyun ve çekinin de rahmete kavuşanlara katılın.” (En’ am 155) Herhangi bir işe veya konuşmaya başlamadan önce kendinize sorun, acaba sözlerime veya işlerime kimin adı ile başlamalıyım. İnsanlar bazen bu adın seçiminde tereddüt ederler. İnsanların bir bölümünün işlerine veya sözlerine vatanlarının adıyla başladığını görüyoruz. Vatanın adıyla ! veya Ey vatan ! gibi... Bu insanlar kendilerine her şeyi vatanın hatırlattığına inandıkları için onun adını seçiyorlar. Çünkü onlar, orada dünyaya gelmiş, eğitilmiş ve büyümüşler; oranın suyunu içmiş, temiz ve lezzetli yemeklerini yemişlerdir. Onlar o zeminde ve o vatanın gökleri altında yaşıyor, istedikleri her işi yapıyor ve her yere gidebiliyorlar. Onun içinde her zaman işlerinde ve sözlerinde vatanlarının adını hatırlamak istiyorlar. İnsanların bir kısmının da topluma mal olmuş liderlerin adı ile işlerine başladıklarını görüyoruz. Çünkü O, onlar için bir semboldür. Başlatmış olduğu mücadele ile o topluma huzuru, ekonomik gelişmeği ve özgürlüğü getirmiştir. Bazı milletlerin de bir bilginin adı ile işlerine başladıklarını görüyoruz. Çünkü o bilgini kendi toplumları için bir medeniyet sembolü olarak görüyorlar. Onun vasıtasıyla bilgi ve teknoloji sahibi olmuşlar ve onun yeryüzüne yayılan ilmi görüş ve icatları sayesinde bütün dünya o milleti tanımıştır. Biz Müslümanların işlerimize ve sözlerimize başlamak için bir isim seçmede tereddüt etmemiz çok anlamsız olur. Çünkü biz biliyoruz ki, her şeyi yaratan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır, paktır ve makamı çok yücedir. Bütün iyilik ve güzelliklerin kaynağıdır. Vatanı bütün bereketi ve güzelliği ile yaratan O’ dur. Liderlere ve bilginlere hayat ve ilim bağışlayan da O’ dur. Onun vasıtasıyla akıllar olgunlaşmış ve ilim yayılmıştır. O halde her an işlerine ve sözlerine Allah’ın adı ile başla! O zaman Onun gücünü ve kuvvetini hissedersin; vatanı, lideri, bilgini sevmeyi, erdemli olmayı öğrenirsin. Çünkü bunların hepsi Allah’ın bağışladığı nimetlerdir. Allah’ı andığın zaman bütün kalbin vatan ,millet ve insanlık sevgisi ile dolacak, huzura kavuşacaktır. Evet, makamı yüce olan Allah böylece bize doğru yolu gösterdi. Zarara uğramamamız için de her işe Onun adıyla başlamamızı buyurdu.
1-Hz. Peygamber (sav) buyuruyorlar: “Eğer mutlu olmak, şehitler gibi dünyadan gitmek, hasret gününde kurtuluşa ermek ve çetin sıcaklık gününde gölgeye sığınmak, sapkınlık gününde doğru yol üzere gitmek istiyorsanız Kur’an okuyun. (Kur’an) rahmet sözleridir, şeytandan uzaklaştırır ve amel terazisinin(günah bölümünün) hafifleme sebebidir.”(El Hayat C.2 S.155) 2-Hz. Ali (as) vasiyetlerinde oğullarına ve İslam ümmetine şöyle buyurmaktadırlar: “Oğullarım! Kur’an’ a amel etmek konusunda sakın ola başkaları sizden öne geçmesin." (Nehc-ul Belaga) 3-İmam Cafer Sadık (as) buyuruyorlar: “Her kim Allah’ ın kitabından bir harf (bile) dinlerse Allah onun için iyilik yazar, onun günahlarından birisini siler ve onun derecesini bir kat artırır.” (El Hayat C.2 S.157) 4-Hz. Peygamber (sav) buyuruyorlar: “Allah-u Teala üç sesi sever; Kur’an okuyanların, Sabah(namaz) vaktinde tövbe edenlerin ve horozların.” (El Hayat C.2 S.155) Kur’an okuyanlardan ahiret belaları uzaklaşır. Kur’an okumak günahların keffaresidir. Kur’an okuyan ateş giysisinden ve gazaptan kurtulmuştur. Mü’min Kur’an okuduğu için Allah ona rahmet eder. Kur’an okuyanlar kıyamet günü Enbiyayla birlikte olurlar. Enbiyaya verilen mükafatlardan onlara da verilir. Sırat köprüsünden peygamberlerle birlikte geçerler. Kur’an’ı temiz tutmak müstehaptır. Kur’an’ı abdestli, güzel koku kullanarak ve kıbleye yönelerek okumak müstehaptır. Kur’an’ı mescit gibi münasip yerlerde, mü’min ve şerefli kişilerin huzurunda okumak müstehaptır; hamam ve umumi yerler gibi mekanlarda okumak ise mekruhtur. Kur’an’ı yüksek sesle okumak müstehaptır. Kur’an okumadan önce peygamber ve ailesine selam göndermek müstehaptır. Kur’an okumadan önce “Euzu billahi mineş-şeytanir-racim” demek müstehaptır. Kur’an’ı güzel sesle ve sahih Arapça’yla okumak müstehaptır. Kur’an okurken harfleri mahrecinden(asıl sesleri ile) çıkarmak müstehaptır. Ayetleri ezberlemek ve onlar üzerinde düşünmek müstehaptır. Kur’an okurken ve okunurken gülmek mekruhtur. Kur’an okunurken dinleyenlerin sessizliğe riayet etmeleri gereklidir. Kur’an okurken mecburiyet dışında, okumayı terk etmek ve konuşmak mekruhtur.
Arap alfabesi 28 harften oluşmuştur ve bu harflerin tamamı Kur’an ayetlerinin ikisinde mevcuttur. 1-Feth suresinin son ayetinde, 2-Ali İmran suresinin 145-146. ayetleri arasında, Bu iki ayeti bulunuz ve yazınız.
Kur’an yazısı ve sayfalarını necis etmek haramdır. Eğer necis olursa su ile yıkamak gereklidir. Kur’an’ın üzerine necaset bırakmak kuru bile olsa haramdır ve o necaseti Kur’an’ın üzerinden kaldırmak vaciptir.(kan, bevl, meni, kafir, gaita, köpek, şarap, domuz ve ölü(leş) gibi ...) Kur’an’ın bir harfini bile olsa necis mürekkeple yazmak haramdır ve eğer yazılırsa su ile yıkanması veya bir şeyle kazınarak kaldırılması gerekir. Eğer bir Kur’an sayfası, üzerinde Allah, peygamber ve ma’sum imamlar(as)’ın isimleri yazılı ihtiramı vacip olan bir kağıt tuvalete düşerse, onu çıkarmak ve su ile yıkamak gerekli ve vaciptir. Eğer dışarıya çıkarmak çok,masraflı, zahmetli ve mümkün olmazsa, o tuvalet içerisine düşen kağıdın çürüyüp yok olduğu anlaşılıncaya kadar tuvalet kullanılmaz.(aynı hüküm mukaddes topraklar içinde geçerlidir. Kerbela toprağı gibi) Vacip ihtiyat gereği Kur’an’ı kafirin eline vermekten çekinmek gereklidir. Eğer Kur’an kafirin elinde ise imkanlar ölçüsünde elinden alınmalıdır. Kur’an harflerine, Allah, peygamber ve masum imamlar (as)’ın isimlerine abdestsiz olarak el veya vücudun herhangi bir yeriyle dokunmak haramdır. Ramazan ayında kasıtlı olarak Kur’an ayetlerini yanlış okumak, ayetin anlamının bozulmasına sebep olursa keffare gerektirir. Allah adı hangi dilde yazılırsa yazılsın abdestsiz dokunmak haramdır. Kur’an’ı Mecid ’in bir harfine bile olsa abdestsiz dokunmak haramdır. Cenabetli bir kişinin secde ayetlerinin bir harfini bile okuması haramdır. Aynı şekilde adetli bir kadında bu dört secde ayetinden herhangi birisini okursa haramdır. İnsan bu secde ayetlerini okursa veya dinlerse ayet sona erdikten hemen sonra secde etmesi gereklidir. Eğer unutursa hatırladığı anda kaza etmelidir.
Şüphe yok ki bu Kur’an, insanları en doğru bir yola sevk eder ve iyi işlerde bulunan inanmış kimselere, gerçekten de büyük bir mükafata nail alacaklarını müjdeler. (İsra 9) Çölün ortasında kaybolursan, kum fırtınasına yakalanmak, aç ve susuz kalmak ve vahşi hayvanların saldırısına uğramaktan kurtulmak için sana yol gösterecek olan bir pusulaya ihtiyaç duyarsın. Bazen de aradığın bir adresi bulamayınca, o adreste oturan insanları arayıp seni almaları için bir telefona ihtiyaç duyarsın. İnsanın inancında da bazen çeşitli görüşlerin ve olayların maddi ve manevi etkisi olabilir. Böyle bir durumda doğru olan değerleri nasıl belirlemeliyiz? Bu konuda yüce Allah bize şöyle buyuruyor: “Eğer doğruluk ve kurtuluş yolunu tanımak, bir an olsun ondan ayrılmak ve yolunuzu kaybetmek istemiyorsanız, bu konuda size rehber olacak kitabı gönderdim. O sizi doğru yola yönlendirir,o yolda sizi fitneden, kavgadan ve yok olmaktan kurtarır.” Bu kitap sizler için hazırlanmıştır. Bu kitabı hazırlayan, sizin hatalardan ve yok olmaktan nasıl kurtulacağınızı, sizlerden daha iyi biliyor ve yaptıklarınızdan hiçbir şey Ondan gizli değildir. Evet, kesinlikle o kitabı tanıdınız; Kur’an-ı Kerim. Allah Onun sizleri üstün ve doğru olan bir yola hidayet ettiğini hatırlatmıştır. Alemlerin terbiye edicisi sizden, dünyada rahatlık ve sükuneti, ahirette ise mutluluğu elde edebilmeniz için Kur’an ’a amel etmenizi ve Cehennem ateşinden kurtulmanızı istiyor. Kur’an’ın yolu aydınlık yoludur.Onu anlayarak okumak ve sonra da yaşantımızda uygulamak kötülüklerden kurtuluş vesilesidir. Dünya ve ahirette insanı mutluluğa götürecek bundan başka bir yol yoktur.
Velid b. Muğeyre İslâmın ve peygamberin büyük düşmanlarındandı. Kur’an ayetlerinden birisini duyduğunda şöyle dedi: Kur’an’da güzellik ve çekicilik vardır; baştan sona kadar doğrulukla üstünlük bulmuştur ve hiçbir şey ondan üstün değildir. Kur’an esastır ve her şey onun altında sıralanmıştır. Velid’ in Kur’an’ a ait bu sözleri ve Kur’an’ a olan ilgisi Ebu Cehil’ in kulağına ulaştı.Ebu Cehil, Velid’ in yanına geldi ve şöyle dedi: Kabilen Kur’an’ a karşı olan bu ilginden vazgeçmen için sana büyük bir servet getirmiş. Muğeyre şöyle dedi: Ben kabilemde herkesten zenginim ve Kur’an’ ın sözlerini çok iyi anlıyorum. Muhammed’ in (sav) sözleri kesinlikle şiir değildir. Ebu Cehil: Kavmini sevindirecek birkaç söz söyle. Dedi. Muğeyre düşünmek için vakit istedi; bir müddet düşündükten sonra şeytan onu dünya malı ile aldattı ve şöyle dedi: Kur’an bir sihirdir ve insanları büyülüyor. Elbette bu sözler İslam’a karşı beslenen kin yüzünden söylenmiştir ve doğru değildir. Çünkü Kur’an Allah tarafından gönderilen ilahi bir mucizedir.
Kur’an’ ın harikulade mucizelerinden birisi de ümmi olan bir peygamberle bildirilmesidir. Ümmi kimdir ? Okuma yazması olmayan kimseye ümmi denir. Ankebut suresinin 48. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Ve sen, bundan önce hiçbir kitap okumadın ve sağ elinle de hiçbir şey yazmamıştın, öyle olsaydı, batıl şeylere kapılanlar mutlaka şüpheye düşerlerdi.” Hafız bir şiirinde diyor ki: “Benim sevdiğim okula gitmedi ve bir harf bile yazmadı, Bir tebessümle öğrenmeyi öğretti.” Diğer peygamberlerin mucizeleri zaman ve mekanla sınırlıydı. Ama Kur’an, zaman ve mekanla sınırlı değildir; her yerde ve sonsuza kadar olacaktır. Kur’an canlıdır; hatip ve konuşandır ve rehberlik edendir. Kur’an ın mucizelerinden birisi de ondaki tehdit edici ayetlerdir. Bu ayetlerde, kafirlerden Kur’an ayetlerine benzer sözlerin getirilmesi istenmektedir. a)”Artık buna benzer bir söz getirin meydana, sözünüz doğruysa” (Tur-34) b)”De ki:İnsanlar ve Cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler, bir benzerini meydana koyamazlar, hatta bir kısmı bir kısmına yardım etse bile.” (İsra-88) c)”Yoksa kendi uyduruyor mu diyorlar ? Deki: Hadi, gerçekseniz, Allah’tan başka gücünüz kime yetiyorsa, kimlere de güveniyorsanız, onları da çağırın da hep beraber, buna eşit on sure meydana getirin.” (Hud-13)
Kur’an ’ın tamamı dört konu altında toplanmıştır. 1-Akaid (İnançlar) : Allah’a, peygamberlere, meleklere, ahiret gününe, kutsal kitaplara, cennet ve cehenneme inanmak. 2-Şerai (Yollar) ve Kanunlar : Bunlarda iki kısımdır: a) İbadetler b) Muamelat 3-Ahlaki Konular. 4-Eğitici Hikaye ve Nasihatler.
Ey insanlar, siz Allah’ a karşı yoksulsunuz ve Allah’sa O’ dur ihtiyaçsız ve hamda layık. (Fatır 15) Bazı insanlar dünya malı elde ettiklerinde kendilerini çok büyük görür, bir makama oturduklarında ise ululuk ve büyüklük hissine kapılırlar. Bazen de halkın onları övmelerinden dolayı kibirlenirler; dünyaya sığmadıklarını hisseder, dünyanın küçüldüğünü zannederler. İnsanlar yukarıda da bahsedildiği gibi bazen büyüklük ve üstünlük duygularıyla yaşıyorlar. Bu durum onların Allah’ a itaat etmelerine engel oluyor. Allah’ a itaat ve ibadet etmenin gerekliliğini bilen insanlar her zaman ve her yerde Allah’ a sığınır, Ondan yardım dilerler. Allah’a, kendilerini doğru yola iletmesi ve hatalarından dolayı da affetmesi için yalvarırlar. Ama zenginlik ve makamın kibrine kapılan insanlar, kendilerine her şeyi veren Allah’ a yalvarmayı terk ederler. Yüce Allah mukaddes kitabında bütün insanlığı bu hastalıklardan kurtarmak için şöyle buyurmaktadır. “Sizler her ne kadar büyük makamlara, kuvvete ve zenginliğe ulaşırsanız, yine de Allah’ a yalvarınız; çünkü elde ettiğiniz her şey Onun bağışı ve cömertliğindendir.” İnsanların elde ettikleri zenginlik, ilim ve kudret Allah’ tandır. O her şeyi bizlerin faydalanması için yaratmıştır. Allah asla bizlere muhtaç değildir. Bizden İbadet etmeyi ve iyi işler yapmayı istemesinin sebebi, yalnızca bizim kurtuluşumuz ve mutluluğumuz içindir. Bizler, kendimizi mutlak kudret sahibi olan Allah’ın karşısında zengin, güçlü ve üstün görmememiz gerekir.Çünkü Onun izni olmadan hiçbir şey yapamayız. Onun gücünü ve üstünlüğünü kabul edip, her zaman Onu analım, nimetlerinin kıymetini bilelim ve emirlerine itaat edelim. Çünkü Onun gücü her şeye yeter ve herkes Ona muhtaçtır.
Necd ahalisinden bir kişi hicretin 7. yılında peygamberliğini ilan etti ve bir grup cahil insanı da aldattı. Bu yalancı peygamberin adı Seccah idi. Seccah ile aynı zamanda Museyleme adlı bir kadın da kendisini peygamber ilan etti. Daha sonra Seccah ve Museyleme evlendiler; bu iki yalancı peygamber birlikte yaşamaya başladılar. Bir gün etraflarında bulunan bir grup onlara şöyle dedi : Muhammed kurumuş bir kuyuyu su ile doldurdu; kuyudan su çıkardı ve kuyu tekrar kurudu. Sizlerde bir mucize gösterebilir misiniz ? Yalancı peygamberler bir mucize gösteremeyince, onlardan bu yalancı iddialarından vazgeçmelerini ve Allah Resulünün davetine teslim olmalarını istediler. Ama kabul etmediler. Hicretin 12. yılında İslam orduları onları ortadan kaldırdı. Bu iki yalancı, peygamberlik iddiasında bulundukları dönemde bir çok yalan uydurdular. Bunlardan bir tanesi de mübarek Fil suresine benzeyen bir sure uydurmalarıdır. Uydurulan sure şu sözlerden ibaretti. “Fil nedir ve sen ne bilirsin fil nedir? Fil sağlam bir kuyruğa sahiptir ve hortumu çok uzundur."”
“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kafirlerin, size bir zarar vereceğinden ürkerseniz namazı kısaltmada bir vebal yok size kafirler, size apaçık düşmandır.” (Nisa-101) “Gecenin bir kısmında uyanıp namaz kıl, bu namaz sana mahsustur ve farz namazlardan fazla bir namazdır. Umulur ki Rabbin Seni Makam-ı Mahmud ’a sahip kılar.” (İsra-79) “Ey inananlar Cuma günü namaz için nida edilince size, hemen Allah’ı anmaya koşun ve bırakın alış verişi; bu, daha da hayırlıdır size bilirseniz.” (Cuma-9)
Ey inananlar namaza kalktığınız zamanlar yıkayın yüzlerinizi ve dirseklerinizle beraber ellerinizi ve başınızın bir kısmını mesh edip ayaklarınızı topuklarınızla beraber.” (Maide –6) Haydi yüzünü Mescid-i Harama çevir, sizde nerede bulunursanız bulunun, yüzlerinizi o tarafa döndürün.” (Bakara-144) “Ve Rabbini büyük bil ! “ (Muddassir-3) “Ey inananlar rüku edin ! “ (Hacc-77) “Secde edin, kulluk edin Rabbinize ! “ (Hacc-77) “Ve Rabbiniz dedi ki, çağırın beni icabet edeyim size. (Mumin-60) “Şüphe yok ki Allah ve melekleri salavat getirir peygambere; ey inananlar, sizde O’ na salavat getirin ve tam teslim olarak da selam verin. “ (Ahzab-56) “Artık tenzih edin Allah’ı akşama girince ve sabaha erince” (Rum-17)
Şuara suresi 78-85. Ayetlerde Hz. İbrahim (as) Allah’ ı şöyle vasıflandırmaktadır. 78- “Alemlerin Rabbi öyle bir mabuddur ki, beni yaratmıştır ve O’ dur doğru yolu gösteren bana.” 79- “Ve öyle bir mabuddur ki, beni doyurur ve suya kandırır.” 80- “Ve hastalandığım zaman O şifa verir bana.” 81- “Ve öyle bir mabuddur ki, beni öldürür sonra da diriltir.” 82- “Ve öyle bir mabuddur ki, kıyamet gününde umarım, hatalarımı da bağışlar.” 83- “Rabbim, bana peygamberlik ver ve beni temiz kişilere kat.” 84- “Sonra gelenler arasında da güzel bir ad, san ver bana, doğrulukla andır beni.” 85- “Beni naim cennetlerinin mirasçılarından et !”
Bir Allah’ tır ki, gökleri ve yeryüzünü yaratmıştır ve gökten yağmur yağdırıp o surette size rızk ve meyveler bitirmiştir ve emriyle denize akıp giden gemileri ram etmiştir size ve ram etmiştir ırmakları size ó ve deniz ve hizmetlerinde daim olan güneşle, ayı ram etmiştir size ve ram etmiştir gece ile gündüzü size ó ve Allah ne dilediyseniz hepsini de vermiştir size ve Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Gerçekten de insan pek zalimdir, küfrü pek boldur onun. ( İbrahim 32-34) Göklere, yıldız ve gezegenlerin güzel görünümlerine dikkat edin. Karanlık gecelerde yollarınızı nasıl aydınlattıklarını ve fezayı hayret verici bir şekilde nasıl süslediklerini görün. Yeryüzüne bir bakın; bütün zenginlikler orada toplanmıştır. Tabiatın baş döndürücü güzelliği, göklere yükselen hayret verici dağlar ve yemyeşil ovalar var. Yağmura bak, nasılda küçük damlalar halinde yağıyor ve bütün lezzetli, temiz yiyecekler onunla yetişiyor. Nehirlere, gece ile gündüzün hareketlerine, güneşe ve onun ışığıyla aydınlanan aya dikkatlice bak. Kesinlikle çevrende tam bir mükemmellik görürsün. Bunların hepsi sizlere rahatlık, mutluluk ve sükunet getirmesi için hazırlanmıştır. Sen, bütün bu güzellikleri görüp,biraz düşündükten sonra bütün bunların kendi başına meydana gelmediğini bilmelisin. Var olan her şey tek ve sonsuz kudret sahibi Allah’ın icadıdır.Bir Allah ki, bizlere görünmez ve asla bizden ayrı da değildir.Gördüğümüz gözleri, konuştuğumuz dili, yürüdüğümüz ayakları, yediğimiz ve içtiğimiz her şeyi O yaratmıştır. Acaba bu Allah şükretmeye ve takdire layık değil midir ? Asi ve doğru yoldan çıkmış insanlar, merhametli olduğu kadar kahredici de olan şanı yüce Allah’ a itaat etmedikçe cezalandırılacaklardır. Acaba bizler Onun muhabbet ve rahmet üzere olan sözlerine isyanlarımızla musibet cevabımı vermeliyiz ? Ona itaat etmenin dünya ve ahirette bizlere faydası olmaz mı?
Ebu Cehil, Ebu Sufyan ve Ehnes b. Şerik müşriklerin önde gelenlerinden ve Hz. Peygamber (sav)’ in en azılı düşmanlarından üç kişiydiler. Kur’an ayetlerinin halkı etkilemesinden çok rahatsız oluyorlardı. Bu nurlu ışığı söndürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar fakat bir türlü istediklerini elde edemiyorlardı. Bir gün bu üç kişi akşamın karanlığından faydalanarak, birbirlerinden habersiz bir şekilde Hz. Peygamber (sav)’ in evinin yanına giderek okunan Kur’an ayetlerini dinlemeye karar verdiler. O akşam onların üçü de ilahi ayetleri duyunca çok etkilendiler. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadılar ve havanın yavaş yavaş aydınlandığını fark ettiler. Müşriklere görünüp rezil olma korkusuyla gizlice, ürkek bir şekilde evlerine doğru hareket ettiler. Evlerine dönerken yolda karşı karşıya geldiler ve birbirlerini yaptıkları bu işten dolayı kınadılar. Birbirlerine şöyle dediler: Eğer Müslümanlar görürlerse, İslam’a ilgi duyduğumuzu zannederler. Bu işi tekrar yapmamak ve Hz. Peygamber (sav)‘ in evine tekrar gitmemek için anlaştılar. Ama bir sonraki akşam Kur’an‘ ın manevi cazibesi onları tekrar sıcak yataklarından kaldırdı. Geçen akşamki gibi her birisi diğerinden habersiz olarak, sürünerek Hz. Peygamber (sav)’ in evinin yanına geldiler. Gece yarısına kadar Kur’an dinlediler, zamanla hava yavaş yavaş aydınlanmaya başladı ve evlerine geri dönmek üzere kalktılar. Tekrar yolda karşılaşınca birbirlerini şiddetle kınadılar. Aynı işi tekrar yapmamak için büyük putları adına yemin ettiler. Ama aynı olay sonraki akşamda tekrarlandı. Gündüz olunca Ehnes sinirli bir şekilde Ebu Sufyan’ ın evine gitti ve Kur’an hakkında uzun süre tartıştıktan sonra da Ebu Cehil’in evine gittiler. Kur’an’ ın hakkaniyetinden etkilendikleri belliydi. Ama kibir, makam, dünya malı ve inatları onların kurtuluşunu engelledi. Daha sonra bu üç müşrik Hz. Peygamber (sav)’ e ve Onun getirdiği hak din ve kitaba iman etmeyeceklerine dair yemin ettiler.
AYET : Harf, kelime veya cümlelerden oluşan bölümlerdir. Nakil ve rivayet yoluyla ayetlerin sayıları ve sınırlar belli olmuştur. SURE : Kur’an ayetlerinin bir araya gelmesinden oluşur. Başka bir tabirle iki Besmele arasındaki bölüme denir.(Birkaç sure hariç) CÜZ : Kur’an ayetlerinin 30 eşit parçaya bölünmesinden oluşan kısımlara denir. HİZB : Kur’an cüzlerinin 4 eşit parçaya bölünmesinden oluşur. Kur’an’ daki her Cüz 4 Hizb’ dir, otuz Cüz 120 Hizb’ dir. ŞAN-I NÜZUL : Kur’an ayetlerinin hangi durum ve sebepten dolayı nazil olduğunu anlatır.
Ey inananlar, Allah için daima doğru hükmedin, adalete tam uygun tanıklıkta bulunun ve bir kavme olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalette bulunun ki bu, takvaya daha yakındır ve çekinin Allah’tan. Şüphe yok ki Allah ne yaparsanız hepsinden de haberdardır. (Maide 8) Eğer bir gün hakim olursanız, hakkında hüküm vermeniz gereken iki kişiden birisi size, anne veya babanıza kötülük yapmış bir düşmanınız olursa nasıl davranırsınız? Elinize fırsat geçtiğinde bulunduğun makamdan da yararlanarak sana, anne ve babana eziyet eden o şahıstan haklı bile olsa intikam almanın tam sırasıdır diye düşünür müsünüz?Böyle durumlarda yüce Allah, sizlerden çok iyi düşünmenizi istemiştir. Allah’ tan nasıl düşünmeniz gerektiğini mi soruyorsunuz? Makamı yüce olan Allah buyuruyor ki:”Müminlerin kendilerine kötülük edilse bile herhangi bir topluluğa kin duymaları gereksizdir.” Ve tekrar buyuruyorlar ki:”Size zulmeden düşmanlarınızla bile adaletle muamele ediniz.” İsteklerinize ve çıkarlarınıza ters dahi olsa halka gerçekleri söyleyiniz. Pak ve münezzeh olan Allah, adaletlidir. Bütün kullarını rızıklandırır ve adaletli olanları, zulmetmeyenleri sever. O zalimleri sevmez ve sizin davranışlarınızı gören ve bilendir. Eğer adaletle hükmetmez, zalimlerden olursanız kıyamet günü Allah’ın mahkemesinde suçlulardan olursunuz. Orada konuşma hakkı yalnızca Onundur ve bütün işleri O idare eder.
Halifelerden birisinin döneminde, bir şahıs halifenin huzuruna geldi ve ondan bir iş istedi. Halife ona şöyle dedi: Kur’an okuyor musun.? Hayır. Halife o şahısa şöyle dedi: Git, Kur’an’ ı oku ve öyle gel ! O şahıs gitti ve Kur’an okumaya başladı. Talak suresinin 4. ayetine yetişmişti. Yüce Allah Şöyle buyuruyordu: “Her kim Allah’ tan korkarsa, Allah onun için dünya ve ahiret işlerinde kolaylık verir ve zor işleri onun için kolaylaştırır.” Bu ayeti okuduktan sonra halifenin yanına gitmekten vazgeçti. Bir gün halife tesadüfen o şahsı görünce şöyle sordu: Kur’an okudun mu.? Evet!dedi o şahıs Halife: O zaman gel sana bir iş vereyim. Dedi. O Şahıs ise; Hayır, Kur’an beni sana muhtaç olmaktan kurtardı dedi.
ŞİİR – KUR’AN OKU Eğer Allah ile konuşmak istiyorsan Kur’an oku ! Ruhun Hakk ile tanışmak istiyorsa Kur’an oku ! Ey insan, Allah’ ı hatırlamak kalbe sükunet verir, Derdi olanlara devadır Kur’an, Kur’an oku ! Şeytanın tuzakları ömrünün yoluna kurulmuşsa, Kurtulmak için bu hain tuzaklardan, Kur’an oku ! Kur’an sesi rahmettir sana, Kur’an oku ! Ruha ve kalbe sefa verir bu ses, Kur’an oku ! Ahmet’ in Ehl-i Beyt’ i Kur’an’ dan ayrılmadı, Ki, mana yerini bulsun, Kur’an oku !
Ey inananlar, sakının Allah’ tan ve herkes, yarın için ne hazırladı, ona baksın ve çekinin Allah’ tan; şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız hepsinden haberdardır. (Haşr 18) Çalışma odanda derslerini yaparken, öğretmeninin odana yerleştirdiği bir kamera ile senin davranışlarını izlediğini fark edersen ne yaparsın? Bu soruyu size soruyorum ve cevap bekliyorum. Verdiğiniz cevabı duyar gibiyim. Böyle bir durumda öncelikle görevlerimi yerine getiririm. Derslerime iyi çalışır, evdeki davranışlarıma dikkat ederim. Öğretmenimin benden memnun olması için elimden gelen her şeyi yaparım. Ey benim aziz dostum, Allah bize buyuruyor ki:”Ben sizleri görüyorum ve omuzlarınızda görevlendirdiğim iki melek vasıtasıyla sizlerin hareketlerini izliyorum.Kıyamet günü onlar benim huzuruma gelecek ve sizin yaptıklarınızı gösterecekler. Hiç bir kaçış yolu olmayan o günde hesap vereceksiniz.” Aziz dostum, pak ve münezzeh olan Allah, akıllı ve uyanık olmamızı, başkalarının önünde zor ve kötü bir duruma düşmemizi istemiyor.
Kur’an’ da yazılışı ve okunuşu bakımından en uzun kelime,”Fe’eskeynakumuh” kelimesidir. En kısa kelime ise Besmelede bulunan “B” harfidir. Ayrıca birçok kelimede de bulunmaktadır. En kısa ayet 2 harften oluşan “Ta” dır. Ayrıca “Zuha” ve “Fecr” grubu ayetlerinin her birisinde de 6 yerde vardır. Bunlardan başka en kısa ayetlerden biriside, Rahman suresinde bulunan “Medhammetan” ayetidir. En uzun Kur’an ayeti, “Borç istemek” ile ilgili olan Bakara suresinin 282. Ayetidir. En uzun Kur’an suresi “Bakara “ suresidir. En kısa Kur’an suresi “Kevser “ suresidir. Hz. Peygamber (sav)’ e ilk nazil olan “Alak” suresidir. Hz. Peygamber (sav)’ e en son nazil olan “Nasr” suresidir. İlk nazil olan Kur’an ayeti Alak suresinin 1. ayetidir. Son nazil olan Kur’an ayeti Maide suresinin 3. Ayetidir ve Hz. Peygamberimiz (sav)’ in vasisi Hz. Ali (as) hakkında nazil olmuştur. Kur’an’ ın ilk suresi Fatiha Suresidir. Kur’an’ ın son suresi Nas Suresidir.
Mallarını Allah yolunda harcayanlar, her başağında yedi yüz tanesi olan ve tam yetmiş tane başak bitiren tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir, artırır. Allah’ın ihsanı boldur ve her şeyi bilir. (Bakara 261) Bir torba buğdayla tarlaya gidip onları yere ekiyorsun. Hasat zamanı ektiğin her bir buğday tanesinden yüzlercesini elde ettiğinde Allah’ a şükrediyorsun. Eğer böyle bir imkanın yoksa yinede yukarıda bahsedilen olayın benzerleri ile karşılaşman mümkündür. Yüce Allah mal varlığımızdan ihtiyacı olanlara ve toplumun genel faydası olan işlere harcadığımızda karşılığında neler kazanacağımızı bizlere müjdelemektedir. Allah, bağışlanan her kuruşun karşılığını yüzlerce katı olarak tekrar bize döndürmeyi, muhtaçların ve toplumun faydalanması için yaptığımız her harcamanın maddi ve manevi karşılığını alacağımızı bildirmiştir.
Kur’anı-ı Kerimi’ i tam olarak incelemeye vakti olmayanlar, Kur’an’ı tanımak için en azından, Kur’an fihristlerine baş vurarak bilgi sahibi olabilirler. Kur’an konularının içeriğini açıklayan kitaplara baş vurarak, bu ruhları okşayan semavi kitapla tanışabilirler. Şimdi, bir örnekle Kur’an surelerinden birisini tanıyalım: İsra suresi, Kur’an’ın 7. Suresidir ve 19. Cüz’dedir. Mekke’de nazil olmuştur; 111 ayettir. Bu surenin meşhur adı “Beni İsrail” diğer adıyla da “Subhan” dır. Başlıca konuları, Peygamberliğin delilleri, Hz. Peygamberimizin Mir’ac’a gitmesi, kıyamet günü, maceralarla dolu Ben-i İsrail tarihi, insanın şahsiyeti ve diğer mahlukat üzerindeki üstünlüğü, Kur’an’ın mucizeleri, Kur’an’ın her çeşit ahlaki ve içtimai hastalıklara ilaç olması v.b. dir
Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru yahut yanlış olup olmadığını araştırıp, iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza pişman oluverirsiniz. (Hucurat 6) İnsanlar bazen basın yayın aracılığıyla veya arkadaşlarından çeşitli haberler duyarlar. Acaba bu durumda nasıl davranılması gerektiğini biliyor musunuz? Duyduğunuz o habere hemen inanır, ailenize, arkadaşlarınıza ve çevrenize anlatır mısınız? Yoksa, doğrusunu Allah bilir diye düşünüp, öncelikle o haberin doğruluğunu araştırır mısınız? Her şeyi gören ve duyan Allah, bizlere bu durumda ne yapmamız gerektiğini öğretmiştir.Herhangi birisinden duyduğunuz bir haberi, sözü veya yazılan yazıyı araştırmadan ve doğru konuşan emin bir insandan duymadan kabul etmek doğru değildir. İmanlı ve doğru sözlü insanlardan duyduğumuz haberlere inanmalıyız. Ama haberler günahkar ve yalancı birisi tarafından getirilirse tedbirli davranıp, öncelikle o haberi araştırdıktan sonra doğru ise kabul etmeliyiz. İnsanlar çeşit çeşittir. Bazıları kötülük yapmak, fitne ve zorluk çıkarmak için yalan haberler yayarlar. -Falan kes hırsızdır, şu adam delidir gibi... Yalancı şahsın amacı insanların adını kötüye çıkarmaktır.Aslında o insan kesinlikle hırsızlık yapmamıştır veya deli değildir. Bazen de bu kötü hastalığa yakalanan insanlar, iki samimi arkadaşın dostluğunu bozmak için yalan haberler uydururlar. Eğer bizlerde bütün bu yalan haberlerin doğruluğunu araştırmadan her yerde anlatırsak, yalancı şahıslara yapmış oldukları kötülüklerde yardım etmiş oluruz. Onun için Yüce Allah bizlerden doğruları bilmemizi, bize gelen haberlere inanmadan önce o haberi araştırıp, üzerinde düşünmemizi, hem kendimize hem de başkalarına zarar vermememizi istiyor.
Kur’an-ı Kerim’ in ayetlerinde bir harf bile yanlışlık ve ihtilaf yoktur. Ancak, Kur’an ayetlerinin, ayet numaralandırılmasında ihtilaflar vardır. Elbette bu, Kur’an’ da fark veya ihtilaf vardır anlamına gelmez. Yukarıda da zikredildiği gibi ayetlerin numaralandırılmasında ihtilaflar vardır. Hz. Peygamber (sav) Kur’an ayetlerini okurken başlangıcı ve sonunun neresi olduğunu ümmetin iyice anlayabilmesi için her ayetin başında birazcık duraklıyordu. Fakat bazıları Hz. Peygamber (sav)’ in durakladığı(ara verdiği) bu yerlerin ayetin sonu olmadığını zannediyorlar ve bu iki ayeti bir ayet olarak hesaplıyorlardı. Bazıları ise bu duraklamayı ayetin sonu olarak hesaplıyorlardı. Ayet numaralarındaki ihtilaflar da bu sebepten kaynaklanmıştır. Kur’an ayetlerinin sayıları genellikle 6200 civarında rivayet edilmiştir; kuvvetli ihtimalle ayetlerin sayıları 6236’ dır. Bazıları ise ayet sayılarının 6666 olduğunu söylemektedirler; bu sayıya rivayetlerde yer verilmemiştir.
Elini boynuna bağlama, tamamıyla da açma, sonra kendini kınar ve bir şeye gücün yetmeyerek pişman bir halde oturur kalırsın. (İsra 29) İnsanların bir bölümü mal varlıklarını harcama konusunda oldukça zorlanırlar. Zaruri ihtiyaçlarını almaktan, muhtaçlara ve topluma faydalı olan işlerde harcama yapmaktan kaçınırlar. Bu insanlar fakirlik korkusuyla mallarını geleceğe yönelik biriktirerek, yaşantılarını ve geçimlerini zorlaştırırlar. Diğer taraftan da bir grup insan mal varlıklarını kendileri, aileleri ve arkadaşları için hesapsızca harcamaktadırlar. Onlar geleceklerini düşünmeden ellerinde olanları dağıtıyorlar. Bu iki durumu da göz önünde bulundurarak, kendinize sorun, acaba hangisi doğrudur? Yüce Allah bize birinci gruptan olmamamızı, insanlara ve topluma faydası olan işlerde harcama yapmamızı istiyor. Fakirlik korkusuyla cimrilik yapanlar bunu çok iyi bilmelidirler ki, Allah’ın kendisi rızk verendir. Dolayısıyla fakirlikten korkmanın hiçbir anlamı yoktur. Aynı zamanda yüce Allah bize harcamalarımızda düzenli ve hesaplı olmamızı tavsiye ediyor. Muhtaçlara ve topluma faydalı olacak işlerde cömertçe harcama yapmalıyız. Harcamalarımızda fazla aşırıya giderek israf etmemeliyiz.
SİİR 2 KUR'AN |