78- NEBE’ SURESİMekkîdir, kırk âyettir. (2. âyette ulu haberden bahsedildiği için haber anlamına Nebe’ sûresi dendiği gibi 14. âyette sıkılan bulutlardan yağmur yağdırıldığı anlatıldığı cihetle sıkılanlar anlamına Mu'sırât ve ilk âyette "Neyi bir birlerine sorup dururlar" dendiği için neden ve soruşmak anlamlarına gelen Amme ve Tesâül sûresi de denir. Mekkîdir, kırk âyettir.) Rahman ve Rahîm Allah Adıyla 1- Neyi birbirlerine sorup dururlar? 2- Pek ulu haberi.[362] 3- Öylesine haber ki onlar, bu hususta aykırılığa düşmüşlerdir. 4- Hayır, bilirler yakında. 5- Gene de hayır, bilirler yakında. 6- Yeryüzünü, hazır bir yaygı olarak yaymadık mı? 7- Ve dağları, çiviler gibi çaktık. 8- Ve sizi, çift-çift yarattık. 9- Ve uykunuzu, vakitli bir istirâhat zamânı kıldık. 10- Ve geceyi, her şeyi örten bir örtü yaptık. 11- Ve gündüzü de geçim zamânı. 12- Ve üstünüzde, yedi sağlam yapı kurduk. 13- Ve yalım-yalım yanan bir kandil yarattık. 14- Ve sıkılan bulutlardan şarıl-şarıl sular akıttık. 15- Akıttık da o sâyede tohumları, otları. 16- Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri, bağları meydana getirdik. 17- Şüphe yok ki ayırma gününün vakti de tâyin edilmiştir. 18- O gün Sûr üfürülür de gelirsiniz bölük-bölük. 19- Ve gök açılmış, kapılar haline gelmiştir. 20- ve dağlar yürütülmüş, serâba dönmüştür. 21- Şüphe yok ki cehennem pusudadır. 22- Azanlara dönüp varılacak son yerdir. 23- Yıllar boyunca kalırlar orada. 24- Ne bir serinlik tadarlar, ne içilecek bir şey. 25- Ancak bir kaynar su, ancak bir kan ve irin. 26- Bir cezâdır ki tam uygun. 27- Şüphe yok ki onlar, hiçbir soru ummazlardı. 28- Ve delillerimizi boyuna yalanlarlardı. 29- Ve biz her şeyi bir-bir sayıp yazdık. 30- Artık tadın, ancak azâbınızı arttırırız sizin. 31- Şüphe yok ki çekinenlere bir kurtuluş, bir kutluluk ve murâda eriş yeri var. 32- Bahçeler, üzümler. 33- Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar. 34- Ve dopdolu kadeh. 35- Ne boş bir söz duyarlar orada, ne birbirlerini yalanlama. 36- Rabbinden, fazlasıyle bir lütuf ve ihsân. 37- Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir rahman, onun hitâbına nâil olmazlar. 38- O gün, Rûh ve melekler, saf saf dururlar; konuşamazlar, ancak rahmânın izin verdiği konuşur ve gerçek söyler.[363] 39- Bugün, gerçektir, artık dileyen, dönüp Rabbinin tapısına varmaya bir vesîle edinir. 40- Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.[364] [362]) Ulu haber Kur’ân'dır, kıyamettir diyenler de olmuştur. [363]) Ruh, Tanrının insan sûretinde bir yaratığıdır, fakat insan olmadığı gibi melek de değildir. Ruh denen bu yaratıkla, bir saf, melekler de bir saf olarak dizilecekler diyenler vardır. Mücahid, Katade, Ebu-Salih bu fikirdedir. Ruh, meleklerdendir, kıyamette o, yüceliği dolayısiyle ayrı bir saf teşkil edecektir diyenler vardır. Bu, İbn-i Mes'ud, Ata ve İbn-i Abbas'tan rivayet edilmiştir. İnsanların ruhları, meleklerle haşredilecek ve ayrı bir saf teşkil edecektir; bu da sur'un birinci ve ikinci üfürülüşü arasında ve ruhların, bedenlere reddedilmesinden önce olacaktır diyenler olmuştur. Atiyye, bunu İbn-i Abbas'tan rivayet etmiştir. Ruh'tan murat Cebrail'dir diyenler de olmuştur ki Dahhak bu fikri kabul eder. İmam Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan, ruh'un, Cebrail ve Mikail'den büyük bir melek olduğu rivayet edilmiştir. Hasen, ruhtan maksat, insanların ruhlarıdır, saftan da seçilmiş, arınmış olarak manası çıkar der. Gerçek söz, yoktur Tanrı'dan başka tapacak sözüdür (Mecma, 2, 566). [364]) Buradaki kâfirden maksat Şeytandır diyenler vardır. |