77- MURSALÂT SURESİMekkîdir, elli âyettir. (İlk âyette bu ad geçtiği için gönderilenler anlamına gelen bu ad verilmiştir.) Rahman ve Rahîm Allah Adıyla 1- Andolsun, ardı ardınca, iyilikle gönderilenlere. [359] 2- Şiddetle esip yelenlere. 3- Bulutları yayıp sürenlere. 4- Gerçekle aslı olmayanı ayırt edenlere. 5- Öğütleri telkin edenlere. [360] 6- Özürle suçu yok etmek husûsunda olsun, yahut korkutma husûsuna âit bulunsun. 7- Şüphe yok ki size vaat edilen, mutlaka olacak. 8- Yıldızların ışıkları sönünce. 9- Ve gök yarılınca. 10- Ve dağlar, yerlerinden kopup dümdüz olunca. 11- Ve peygamberler toplanınca. 12- Hangi gün için geciktirildi bunlar? 13- Ayırma günü için. 14- Ve nedir, bilir misin ayırma günü? 15- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 16- Önce gelenleri helâk etmedik mi? 17- Sonra da son gelenleri tutar, katarız onlara. 18- Böyle yaparız günahkârlara. 19- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 20- Sizi, bayağı ve azıcık bir sudan yaratmadık mı? 21- Derken onu, karâr edilecek kuvvetli bir yerde tutmadık mı? 22- Bilinen bir müddete dek. 23- Derken taktîr ettik yaratılışını, ne güzel de takdîr ederiz biz. 24- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 25- Yeryüzünü, bir toplantı yeri olarak halk etmedik mi? 26- Dirilere ve ölülere. 27- Ve orada, sâbit ve metin dağlar yarattık ve sizi, tatlı suyla suvardık. 28- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 29- Haydi yürüyün yalanladığınıza doğru. 30- Yürüyün üç kola ayrılmış gölgeye doğru. [361] 31- Ne gölgelendirir sizi o, ne alevden korur. 32- O, köşk gibi kıvılcımlar fırlatır. 33- Sanki o kıvılcımlar, birer sarı erkek devedir. 34- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 35- Bu, bir gündür ki söz söyleyemezler. 36- Onlara izin de verilmez, özür getiremezler. 37- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 38- Budur ayırma günü, sizi de toplarız, öncekileri de. 39- Artık bir düzeniniz varsa düzüp koşun. 40- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 41- Şüphe yok ki çekinenler, gölgeliklerdedir ve pınar başlarında, 42- arzuladıkları meyveleri bulurlar. 43- Yiyin ve için, âfiyetler olsun yaptıklarınıza karşılık. 44- Şüphe yok ki böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri. 45- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 46- Yiyin ve geçinin az bir müddet, şüphe yok ki suçlularsınız siz. 47- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 48- Rükû edin denince onlara, rükû etmezler. 49- Vay hallerine o gün yalanlayanların. 50- Bundan sonra artık hangi söze inanırlar ki? [359]) Maksat rüzgârdır. Yalnız 4. âyette gerçekle aslı olmayanı ayırt edenler, meleklerdir, Kur’ân âyetleridir diyenler de vardır. Rüzgâr anlamına alınca bulutları ayırdedenler demek olur. [360]) Maksat meleklerdir. [361]) Cehennemin simsiyah olması dolayısıyla gölge denmiştir. Cehennemin, üç kola ayrılıp kâfirleri saran dumanıdır diyenler de vardır.
|