TakdimBismillahirrahmanirrahim Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de hiç kuşkusuz Allah, kendi nurunu tamamlayacaktır. Müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üst kılmak için Peygamberini hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.”[1] Mehdi inancı Müslüman yazar ve düşünürlerin eskiden beri ilgi alanlarında yer almaktadır. Akide, hadis ve düşünce alanında yazılan eserlerin hemen hemen hepsi bu konu üzerinde durmuşlardır. Aşağıdaki hususlara dikkat edilirse konunun önemi daha iyi anlaşılabilir: 1- Bu mevzu, zamanımızın imamının kim olduğu konusuna ışık tutmaktadır; zamanın İmamını tanımanın gerekliliği ise ‘Zamanının İmamını tanımadan ölen cahiliyet ölümüyle ölür’ hadisini de nazara aldığımızda bütün Müslümanlarca ve İslam mezheplerince de kabul edilen bir husustur. Müslüman bir kimse, kendi zamanının İmamını tanımak için bir yol bulabilirse, bu yolu araştırmak hususunda asla tereddüt etmemelidir; çünkü böyle bir tavır onu cahiliyet ölümünden kurtaracak bir bilinç kazandırabilir. Burada şu noktaya da işaret etmek gerekir ki, Resulullah’ın bu hadiste söz ettiği zamanın İmamı her dönemde var olan yönetici ve sultanlar değildir. Çünkü bu gibilerini tanımak dünyevi kar veya zarardan başka bir şey getirmez. Tanınması İmanın kemale ermesi için şart olan ve tanınmadığı taktirde insanın küfür ve cahiliyet ölümüyle ölmesine sebep olan İmam elbette ki itaati farz olan Peygamber (s.a.a)’nın vasisi olan İmam olmalıdır. 2- Hz. Mehdi İnancı her müminin arzusu olan tevhit bayrağının bütün dünyada dalgalanması ve ilahi değerler, adalet ve doğruluğun yeryüzünde hakimiyeti gibi büyük İslami hedefin gerçekleşmesinin müşahhas ifadesi olduğuna göre, insanlığın geleceğine ilgi duyan her Müslüman’ın fikir ve inançlarında kendine layık olan yeri bulması gerekir; ki kendi fikri yapısına ve hayat programına bu yüce hedefe ulaşmak doğrultusunda düzenleyip yön versin. Böylece Mehdilik inancı soyut bir fıkri mesele değil hayatla tamamen iç içe bulunan, hayata yön veren bir konudur; özellikle günümüzde vücuda gelmiş olan bir çok nişaneler adalet güneşinin doğuşunun yaklaştığını ve bu yüce hakikatin gerçekleşme zamanının yakın olduğunu müjdelemektedir. * * * Alemlere müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) de sahih hadiste buyurmuştur ki: “Eğer dünyanın ömründen bir gün kalsa bile Allah o günü, o kadar uzatır ki, benim soyumdan olan birisi kıyam eder ve yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi adaletle doldurur.” (Müsned, c. 1, s. 99) Allah’ın kendi vahyine emin seçtiği Resulü de doğru söylemiştir. Zalimler ve kafirler istemese de bir gün mutlaka bu ilahi vaat ve bütün peygamberlerin ümmetlerine verdiği bu ilahi müjde, yani hakkın yeryüzünde nihai zaferi Resulullah’ın soyundan olan Hz. Mehdi’nin eliyle gerçekleşecektir. Son zamanlarda Mehdilik konusu bazı dergilerin ve diğer yayın organlarının gündeminde sıkça yer aldı. Bu meselenin herkesçe kolayca gözlemlenen sebebi bazı Yalancı Mehdilerin ortaya çıkması olmuştur. Ancak bunun, ve hatta bizzat Yalancı Mehdilerin ortaya çıkmasının arkasında İslam düşmanlarının, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’a olan inancın, Müslümanların, özellikle de Ehl-i Beyt mektebine gönül veren mü’minlerin hayatındaki müspet etkilerini gözlemleyip bunu kendi şeytani emellerine ulaşmalarına bir engel olarak görmeleri yatmaktadır. Onlar, bu tür teşebbüslere yeltenerek bu inancı zayıflatmaya çalışıyorlar. Ama Allah’a hamd olsun ki, Allah düşmanlarımızı feraset ve basiretten mahrum kılmıştır. Çünkü İslami inançlar arasında Tevhit ve Nübüvvet gibi temel inançlardan sonra Mehdilik konusu kadar Kur’an ve Sünnet açısından temelleri sağlam olan ve toplumların hayatında etkin role sahip bulunan, bu yüzden de sürekli gündemde tutulması gereken hiç bir İslami ilke yoktur. Mehdilik konusu üzerinde konuşan bazı Müslüman aydınların, bu akideye, oryantalistlerin İslami inanç ve müesseselere yaklaşım tarzıyla yaklaşmış olmaları Kur’an ile Sünnette sabit olan bu İslami gerçeği, bir akide olarak değil de çeşitli sebeplerle oluşmuş bir kültür olarak değerlendirmeleri gerçekten de üzüncüdür. Bu yaklaşım tarzıyla hareket edilecek olursa oryantalistler gibi diğer birçok İslami inanç ve müesseselerin de başka din ve kültürlerden alındığı iddia edilecektir. Nitekim materyalistler, Allah’a inanmanın bile sosyoekonomik etkenlerini aramışlardı. Oysa ki, Peygamber’in risaletine inanan bir kimse, onun getirdiklerinin hak olduğuna inandığı için, Resulullah’ın kesin sünnetinde yer alan her esasın hak olduğuna inanır ve hak olan bir şey için sosyoekonomik vb. faktörler arama hatasına düşmez. Elbette Peygamber’in getirdiği tüm esaslar insanın ilahi fıtratına uygun olduğu için bu esasların şu veya bu şekilde bütün dinlerde ve hatta bütün insan toplumlarında görülmesi mümkündür. Dolayısıyla bu akidenin tahrif olmuş şeklinin diğer toplumlarda görülmesi, onun insan fıtratına uygun bir inanç olduğunu gösterir. Örneğin; Allah’a tapmak insanın yaratılışından kaynaklanan bir hakikat olduğu için bu gerçek, bütün insan toplumlarda çeşitli şekillerde kendini göstermektedir. Mehdilik inancının kesin İslami kaynaklarda yer aldığını nazara alırsak bir Müslüman’ın bu inanca boyun eğmekten başka çaresi yoktur. Bu sayımızda Mehdilik inancının çeşitli boyutları üzerinde durarak, özellikle Hz. Mehdi ile ilgili hadislerin mütevatir olduğunu ortaya koyarak, bu inancın İslamî kaynaklar açısından tartışma götürmez bir hakikat olduğunu açıklığa kavuşturmaya çalıştık. Umarız, bu çalışma hidayete erişecek olana bir yardımcı, sapıklık ve inat uçurumuna düşecek olana ise bir hüccet olur. Allah’ım bizleri Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın özel yaranlarından kıl. ****** Not: Bu sayıdan itibaren, bazı( maddi) sıkıntılardan dolayı bir süre yayınımıza ara vermek zorunda kalabiliriz; umarız ki bu süre fazla uzun sürmez. Allah Teala’dan istiyoruz ki, bu zamana kadar samimiyetle yapılmış olan bu çabayı bütün eksikliklerine rağmen bizden kabul edip, bizi ve diğer mü’min kardeşlerimizi bundan yararlandırsın. Abone bedeli borçlu olduğumuz kardeşlere gelince, bu sayının iki sayı olduğunu nazara alarak geri kalan talepleri için müessesemizin diğer yayınlarından isteyebilecekleri gibi, belirtecekleri adrese paralarının iade edilmesini de isteyebilirler veya derginin ikinci yayın döneminin başlamasını bekleyebilirler.
|